Haberler

Kurumsal Yönetim halka açık olmayan şirketlerin de gündeminde

‘Adillik’, ‘şeffaflık’, ‘hesap verebilirlik’ ve ‘sorumluluk’ ilkelerinden oluşan Kurumsal Yönetim anlayışı halka açık şirketler için olduğu kadar, borsaya kote olmayan şirketler için de başarılı karar alma ve rekabetçilik açısından fayda sağlıyor. Deloitte’un “Borsaya kote olmayan Türk şirketlerinde kurumsal yönetim uygulamaları” araştırması şirketlerin bu anlayışın esaslarını ne derece önemsediğine ve uyguladığına yer veriyor.

Türkiye’de profesyonel hizmetler alanında 29’uncu yılını tamamlayan Deloitte Türkiye, borsaya kote olmayan Türk şirketlerinin kurumsal yönetim uygulamaları ile ilgili güncel durumunu ortaya koyan bir araştırma hazırladı.

Türkiye’de faaliyet gösteren, halka açık olmayan firmalardan alınan görüşler doğrultusunda oluşturulan çalışma, Kurumsal Yönetim uygulamalarının kurumlar için önemli olduğunu gözler önüne seriyor. Çalışma, Ağustos – Kasım 2014 tarihleri arasında borsaya kote olmayan, 50 ve üzeri çalışanı olan veya yıllık cirosu 10 milyon TL ve üzeri olan 62 firmanın katılımıyla gerçekleştirildi.

Çalışmaya ilişkin olarak Deloitte Türkiye Kurumsal Risk Hizmetleri Ortağı Evren Sezer; “Yaptığımız araştırmanın sonuçları gösterdi ki, yasal zorunlulukları olmadan şirketler kendilerine uygun olan kurumsal yönetim yöntemlerini buluyorlar. Önemli olan her şirketin kurumsal şekilde yönetilmesi değil, kendi kültürlerine ve iş yapış şekillerine uygun, uygulanabilir, denetlenebilir ortamı iyileştirilmiş en İYİ yönetim şeklini bulmasıdır. Bir şirketin kurumsal yönetilmesi demek uygulanabilir ve kendine uygun İYİ yönetilebilmesi demektir” dedi.

Öne çıkan başlıklar

1.      Kurumsal Yönetim: Özel ihtiyaçlar ve düzenlemeler olmamasına rağmen, kurumsal yönetim borsaya kote olmayan şirketlerin %90’ı için öncelik arz ediyor.

a.       Çalışmaya katılan şirketlerin %87’si için stratejik planlama, %81’i içinse risk yönetiminin önemli olduğu görülüyor.

b.      Şirketlerin %73’ünde Denetim Komitesi, %63’ünde İcra, Risk Yönetimi ya da Yatırımlar Komitesi mevcut.

c.       Şirketlerin sadece %66’sı çıkar çatışmalarını düzenleyen bir politikaya sahipler.

d.      Çalışmaya katılan şirketlerin %42’si aile şirketidir ve bu şirketlerin yarısının biraz üzerinde bir aile protokolü mevcuttur.

e.       Katılımcı şirketlerin yönetim kurulları ortalamada 6 ya da 7 kişiden oluşmaktadır. Şirketlerin yarısında bağımsız yönetim kurulu üyesi vardır ve yönetim kurulunda kadın olan şirketlerin oranı %50’dir.

f.       Şirketlerin %71’inin yönetim kurulu düzenli toplantılar yaparken, %21’i ihtiyaç duydukça, %8’i ise yılda bir kez toplanıyor.

g.       Yönetim kurullarında en çok faaliyet/operasyon takibi ve strateji gibi konular ele alınıyor.

2.      Strateji: Şirketlerin yarısından biraz fazlası yazılı bir stratejik plana sahip olduğunu ve %80’e yakını her yıl bu planı güncellendiğini belirtiyor.

a.       Şirketlerin %87’sinde stratejilerin gelişimine yönetim kurulunun katılım sağladığı, %63’ünde ise strateji geliştiren gruba iş birimlerinin de katıldığı görülüyor.

b.      Şirketlerin yalnızca %36’sının stratejik yürütme yönetimi ve takibi için bir daimi komitesi bulunuyor.

c.       Stratejik analiz kapsamında şirketler tarafından en çok %81 dış analiz, %79 iç analiz ile şirket için stratejik hedefler ve  %73 oranında SWOT analizi değerlendiriliyor.

d.      Şirketlerin %58’i stratejilerini yazılı bir stratejik plan üzerinden oluşturuyor.

e.       Stratejik plan hazırlayan şirketlerin %78’i yıllık gözden geçirmeler yaptığını, %17’si 3 yılda bir, %6’sı ise 5 yılda bir yeniden planlama yaptığını belirtiyor.

 

3.      Risk Yönetimi: Firmaların yarısından biraz fazlasında risk yönetiminden sorumlu bir kişi bulunuyor.

a.       Şirketlerin %53’ünün iş risklerini tanımlamış oldukları bir risk envanteri veya risk haritası mevcuttur.

b.      Kurumsal risk yönetimi sistemi geliştirilen şirketlerde, şirketlerin %58’i Kurumsal Risk Yönetimi Çerçevesinde (Enterprise Risk Management (ERM) Integrated Framework) COSO’yu, %24’ü ISO31000 Kurumsal Risk Yönetimi standartlarını, %21’ise kendi içlerinde geliştirdikleri modelleri veya ait oldukları şirketler grubunun merkezi tarafından belirlenen modelleri esas alıyor.

c.       Ankete katılan şirketlerin %47’sinde risk yöneticisi veya birimi olduğu, %14’ünde ise iç denetçi veya iç denetim biriminin, %6’sında ise risk komitesinin bu alandan sorumlu olduğu görülüyor.

d.      Şirketlerin %68’i kendi faaliyet alanları ile ilgili risklerin etkilerini değerlendiriyor ve %63’ünün üst yönetime raporlama yapmak için bir raporlama modeli bulunuyor.  

e.       Çalışmaya katılan şirketlerde finansal (%66) ve operasyon ile ilgili (%63) riskler ön plana çıkıyor. Finansal riskler arasında ise döviz, faiz vb. kaynaklı piyasa riski (%66), kredi riski (%42) ve likidite (%37) gibi riskler yer alıyor.

4.      İç Kontrol: İç kontrol sistemi öncelik olarak görülse de uygulamada olan mekanizmaların dokümantasyonu ve formüle edilmesi alanlarında şirketler iyileştirme ihtiyacını kabul ediyor.

a.       Firmaların %77’si iç kontrolün şirketleri için bir öncelik olduğunu düşünüyor.

b.      Genel olarak, kote olmayan şirketlerin yarısı, iç kontrol önerileri ile ilgili olarak dış denetçi ile yönetim kurulu veya denetim komitesi arasında doğrudan iletişim kanalına sahipler. Şirketlerin %37’sinde ise böyle bir iletişim bulunmuyor.  

5.      İç Denetim: İç denetim fonksiyonu her 10 firmadan 6'sında uygulanmaktadır. Bu firmalardan çoğu bir iç denetim planına sahiptir ve bu fonksiyon çoğunlukla 3 kişiden az sayıdaki ekipten oluşan kadrolu iç personel tarafından yürütülüyor.

a.       Şirketlerin %57’sinde iç denetim fonksiyonu yer alıyor.

b.      Genellikle iç personel bu fonksiyonu yürütüyor ve şirketlerin %29’u dış kaynak kullanıyor. Dünyada iç denetim konusunda dış kaynak kullanımı şirketler tarafından giderek daha fazla tercih ediliyor.

c.       İç denetim fonksiyonu bulunan şirketlerin %77’sinde iç denetim yönetim kurulu ya da denetim komitesi seviyelerine bağlı ve %86’sının yazılı yıllık bir planı bulunuyor.

d.      Şirketlerde iç denetim fonksiyonu tarafından yayımlanan raporlar en çok sırasıyla iç kurallara uyumluluk, süreçlerin ve iç kontrolün iyileştirilmesi, iş risklerinin analizi konularına odaklanıyor.

6.      Kurumsal Sosyal Sorumluluk ve Sürdürülebilirlik: Günden güne artan bir öneme sahip kurumsal sosyal sorumluluk çalışmaları firmaların %66’sında gerçekleşiyor. Sosyal sorumluluk ve sürdürülebilirlik politikası olan bu şirketlerin sadece %41’i resmi rapor yayınlıyor.

a.       Şirketlerin %40’ında kurumsal sosyal sorumluluk ve sürdürülebilirlik için bir fonksiyon ya da komite bulunmuyor. Sorumluluğun biçimlendirildiği durumlarda, yalnız %17’lik kesim bir kurumsal sosyal sorumluluk komitesi oluşturmuşken, şirketlerin %17’sinde ise icra komitesi tarafından bu sorumluluk yürütülüyor. Şirketlerin %60’ında ise bu sorumluluk doğrudan genel müdüre veriliyor.

b.      Kurumsal Sosyal Sorumluluk ve Sürdürülebilirlikle ilgili yazılı politikası olan şirket oranı %61 olup, %32 oranında şirketin böyle bir politikası bulunmadığı, %7 oranında şirketin temsilcisinin ise bu konuda bilgisi olmadığı sonucu ortaya çıkıyor.  

c.       Şirketlerin %59’unun Kurumsal Sosyal Sorumluluk faaliyetlerine ilişkin bir raporu bulunmuyor. Rapor hazırlayanların ise %29’u Küresel Raporlama Girişimi’ni (Global Reporting Initiative-GRI) takip ederken, %18’i Küresel İlkeler Sözleşmesi’ni (UN Global Compact), %24’ü ISO26000 standartlarını baz alıyor ve %29’u bağımsız bir tarafın onayını talep ediyor.

7.      Atama ve Ücret: Her 10 yönetim kurulu üyesinden 3’ü ücret almıyor ve şirketlerin yalnızca %39’unun yönetim kurulu için yazılı bir ücretlendirme politikası bulunuyor.

a.       Şirketlerin %53’ünün atama ve ücretlendirme komiteleri bulunuyor.

b.      Şirketlerin %39’unda yönetim kurulu, %50’sinde üst yönetim için yazılı bir politika olduğu belirtiliyor ve ücret politikası olan şirketlerin %83’ünde gözden geçirildiği belirtiliyor.

c.       Üst yönetimin ücretlendirme yapısı olarak sabit maaş ve prim en çok kullanılan iki kavram olarak gösteriliyor.

d.      Şirketlerin %71’inde ücretlendirme konusunda kararlar yönetim kurulu tarafından alınıyor.

e.       Şirketlerin %73’ünde yeni kurul üyeleri yönetim kurulu başkanı ya da yönetim kurulu tarafından atanıyor.

f.       Kilit yöneticilerin yedeklenmesi amacıyla şirketlerin %58’inda bir plan bulunuyor.

g.       Şirketlerin neredeyse %57’si yönetim kurulunun, %39’u üst düzey yöneticilerinin performans değerlendirmesini resmi olarak gerçekleştirmiyor. Oysa ki yönetim kurulu ve üst düzey yöneticiler için performans değerlendirmesi ve buna bağlı ücretlendirme yapısı kurumsallaşmak isteyen şirketlerin sürekliliği için önemli taşıyor.

8.      Suistimalin Önlenmesi: Suistimale maruz kalan şirketlerin genellikle ortalama zararı gelirlerinin %5’ine kadar ulaşmaktadır. Ancak ankete katılan birçok şirket bu riskin yeteri seviyede farkında olmadığı için suistimali önlemeye yönelik politikaya sahip değil. Şirketlerin %76’sı son 24 ay içerisinde suistimale uğramadığını beyan etse de, bu durum şirketlerde çok sayıda suistimal vakası vurgulayan uzmanların fikriyle ve uluslararası çalışmalar ile tezat oluşturuyor. Bu oranın yüksek olması, şirketlerde suistimalin olmadığını değil, suistimali önlemeye uygun yeterli tedbir bulunmadığı için şirketlerin tespit edebildiği vaka oranı ile ilişkili olduğunu gösteriyor olabilir.

a.  Suistimal riskine karşı şirketlerin %60’ı bilgili ve yeterli seviyede bilgiye sahip olduğunu düşünmekle birlikte, neredeyse %21’i az bilgisi olduğunu veya hiç olmadığını düşünmektedir.

b.      Şirketlerinde suistimal riskini önemli olarak ele alsalar da, şirketlerin yalnız %47’si suistimal riskine karşı bir önlem planına sahiptir.

c.       Şirketler tarafından en çok suistimale maruz kalan alanlar ise açık ara satın alma (%44), daha sonra satış (%23) ve üretim/stok süreçleri (%23) olarak belirtilmiştir.

İletişim:
Deniz Saydam
Deloitte Türkiye
Tel: +90 (212) 366 60 00
dsaydam@deloitte.com

Deloitte hakkında

Deloitte; İngiltere mevzuatına göre kurulmuş olan Deloitte Touche Tohmatsu Limited (“DTTL”) şirketini, üye firma ağındaki şirketlerden ve ilişkili tüzel kişiliklerden bir veya birden fazlasını ifade etmektedir. DTTL ve her bir üye firma ayrı ve bağımsız birer tüzel kişiliklerdir. DTTL (“Deloitte Global” olarak da anılmaktadır) müşterilere hizmet sunmamaktadır. DTTL ve üye firmalarının yasal yapısının detaylı açıklaması www.deloitte.com/about adresinde yer almaktadır.

Deloitte, denetim, vergi, danışmanlık ve kurumsal finansman alanlarında, birçok farklı endüstride faaliyet gösteren özel ve kamu sektörü müşterilerine hizmet sunmaktadır. Dünya çapında farklı bölgelerde 150’den fazla ülkede yer alan global üye firma ağı ile Deloitte, müşterilerinin iş dünyasında karşılaştıkları zorlukları aşmalarına destek olmak ve başarılarına katkıda bulunmak amacıyla dünya standartlarında yüksek kaliteli hizmetler sunmaktadır. Deloitte, 200.000’i aşan uzman kadrosu ile kendini mükemmelliğin standardı olmaya adamıştır.

Faydalı buldunuz mu?

Related topics