Haberler

Şirketler itibarlarını etkileyecek risklere hazır değil

Deloitte’un araştırmasına göre itibara ilişkin konular; müşteri güveni, marka değeri ve bilanço üzerinde büyük etkiye sahip.

Denetim, vergi, yönetim danışmanlığı, kurumsal risk ve kurumsal finansman alanlarında dünyanın en büyük profesyonel hizmet firmalarından biri olan Deloitte, “Risk Altındaki İtibar – 2014” raporunu yayınladı.

300’ü aşkın yönetici ile gerçekleştirilen araştırmaya göre, uluslararası şirketlerin %76’sı, itibarlarının ‘güçlü’ olduğunu düşünmüyor. İtibarı etkileyen risklere yanıt verme ve ondan korunma konusundaki güven daha düşük kalırken; bu tarz riskleri yönetebilme kategorisinde kendisine tam puan veren şirketlerin oranı %19’da kalıyor.

Şirketlerin %39’u, itibar riski yönetiminde kendilerini ortalama veya ortalamanın altında olarak tanımlıyor. Daha öncesinde itibarı sarsacak bir olayla karşı karşıya kalanların %41’i, bu zararın hem gelirde hem de marka değerinin düşmesinde görüldüğünü iletiyor.

Deloitte Kurumsal Risk Hizmetleri Lideri Cüneyt Kırlar, şirketlerin itibarını etkileyecek sonuçlarla ilgilendiğini belirtiyor ve şunları ekliyor: “İtibar riski önümüzdeki dönemde önemi artan kritik bir konu olmaya devam edecektir. Bu doğrultuda şirketler bu alandaki yetkinliklerini artırmak ve karmaşık ve süratle değişen iş dünyasında itibarlarını korumak için hazırlıklı olmak durumundadırlar. Özellikle kriz yönetimi konusunda hazırlıklı olmanın, tehditlere zamanında etkin yanıt verebilmek için temel bir şart olduğu unutulmamalıdır.”

Yönetici düzeyindeki endişeler ve itibarı etkileyen risklerin potansiyel sonuçlarına ilişkin diğer bulgular ise şöyle sırlanıyor:

  • İtibar riski, en önemli stratejik iş konuları arasında yer alıyor: Yöneticilerin %88’i, itibar risklerine, işi etkileyecek öncelikli faktör gözüyle bakıyor.
  • Kıdemli yöneticiler de itibar risklerinden sorumlu: Riskin öncelikli sahibi %36 ile CEO’lar, %21 ile risk yöneticileri, %14 ile yönetim kurulu ve %11 ile CFO’lar olarak görülüyor.
  • İtibarı yönetmek için en önemli paydaşlar müşteriler: Bu fikri benimseyenlerin oranı %81 olurken, en önemli paydaşın kanun düzenleyicilerin de içinde olduğu diğer paydaşların olduğunu düşünenlerin oranı %72, kıdemli yöneticiler olduğunu düşünenler %68, çalışanlar olduğunu düşünenler %68 ve yatırımcıları en önemli paydaş görenlerin oranı %65 olarak gerçekleşiyor.
  • Şirketler, kontrolleri dışında gerçekleşen risklerde güvensiz: Bu riskler arasında üçüncü parti konuları %47, rakip saldırıları %44, afet ya da felaketler %44 ile yer alıyor.
  • Şirketler itibar riskini yönetme yeteneklerini geliştirmek için yatırım yapıyor: Şirketlerin yarıdan fazlası (%57) teknolojiye yatırım yaparak itibar risk alanlarını belirlemeyi planlıyor. Bu yatırımlara örnek olarak analitik ve marka izleme araçlarının yanı sıra kriz yönetimi ve senaryo planlama veriliyor.
  • İtibar riskinin en önemli faktörleri: Araştırma kapsamında itibar riskinin temel faktörlerinin etik ve dürüstlük (%55), güvenlik riskleri (%45) ile hem fiziki hem siber ürün ve hizmet riskleri (%43) ile ilişkili olduğu tespit ediliyor.  Bu faktörlerin gelecek üç yılda da itibar riskinin en önemli etmenleri olarak kalması bekleniyor.
  • Tedarikçiler de risk alanlarında: Tedarikçilerin aksiyonları için de şirketlerin sorumluluğu artıyor. Bu nedenle üçüncü partilerle ilişkiler bir diğer hızla gelişen risk alanı olarak görülüyor.

İletişim:
Deniz Saydam
Deloitte Türkiye
Tel: +90 (212) 366 60 00
dsaydam@deloitte.com

Faydalı buldunuz mu?